1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!

Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!

featured
filtre-yetmez-dijital-hijyen-onemli.jpg
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, mavi ışığın çocuk, ergen ve yetişkin beyni üzerindeki etkileri, uyku, dikkat ve nörolojik sağlık açısından riskleri ve dijital hijyenin önemi hakkında bilgi verdi. 

Mavi ışık, beyni uyanık tutar ve sirkadiyen ritmi bozar!

Mavi ışığın, gözün retina tabakasındaki ‘intrinsically photosensitive retinal ganglion cells’ (ipRGC) olarak adlandırılan özel hücreleri uyardığını aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu hücreler, doğrudan beynin ana biyolojik saati olan hipotalamustaki suprakiyazmatik çekirdeğe (SCN) sinyal gönderir. Bu süreç, epifiz bezinden salgılanan ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen melatonin hormonunu baskılar.” dedi.

Nörobiyolojik düzeyde mavi ışığın, beyni ‘gündüz modunda’ tutarak uyanıklığı artırdığını ifade eden Alp, kronik maruziyetin sirkadiyen ritmin bozulmasına ve kortizol salınımının dengesizleşmesine yol açtığını kaydetti.

Ergenlerde mavi ışık, uyku kalitesini yetişkinlerden daha fazla düşürür! 

Çocuk ve ergen beyninde mavi ışığın etkilerinin yetişkinlerden farklı olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, şöyle devam etti:

“Çocuk ve ergenlerin lensleri yetişkinlere göre çok daha şeffaftır, bu da retinaya daha fazla mavi ışık sızmasına neden olur. Nörobilimsel açıdan daha kritik olan durum ise, ergen beyninin prefrontal korteks gelişimi ve sirkadiyen hassasiyetidir. Ergenlerde melatoninin geç salgılanma eğilimi (delayed sleep phase), mavi ışıkla birleştiğinde uyku kalitesini yetişkinlere oranla çok daha sert bir şekilde düşürür. Bu durum, yalnızca yorgunluğa değil, aynı zamanda beyin gelişiminin temel taşı olan sinaptik budanma süreçlerinin aksamasına da neden olabilir.”

Mavi ışık ve hızlı dijital içerikler, beyni sürekli uyarır ve mental yorgunluğa yol açar! 

Mavi ışık ve dijital uyarana maruz kalmanın, beyin yorgunluğu (mental fatigue) ile ilişkili olduğunu dile getiren Alp, “‘Ekran yorgunluğu’ dediğimiz fenomen, sadece göz kaslarının yorulması değil, beynin bilişsel yükünün (cognitive load) aşılmasıdır.” dedi.

Alp, “Mavi ışık uyanıklığı yapay olarak tetiklerken, dijital içeriklerin hızlı akışı beyni sürekli bir ‘yönlendirilmiş dikkat’ (directed attention) modunda tutar. Bu durum, nörotransmitter depolarının (özellikle dopamin) hızla tüketilmesine ve prefrontal kortekste yönetici işlevlerin zayıflamasına, yani mental yorgunluğa yol açar.” açıklamasını yaptı.

Mavi ışık, beynin gece temizlenme mekanizmasını bozabilir! 

Migren veya epilepsi gibi nörolojik hastalıklarda mavi ışığın etkileri hakkında bilgi veren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Klinik pratikte, özellikle migren hastalarında fotofobi (ışığa duyarlılık) çok yaygın görülür. Mavi ışık, ağrı iletiminde rol oynayan talamik nöronları aktive ederek migren ataklarını tetikleyebilir veya şiddetini artırabilir. Epilepside ise durum daha spesifiktir; ışığa duyarlı (fotosensitif) epilepsisi olan bireylerde yüksek kontrastlı ve titreşimli dijital ekranlar nöbet eşiğini düşürebilir.” dedi.

‘Dijital beyin sisi’ olarak adlandırılan dikkat dağınıklığı ve zihinsel bulanıklıkta mavi ışığın rolüne de değinen Alp, “Beyin sisi, nöroinflamatuar süreçler ve uyku kalitesindeki düşüşün bir yan ürünüdür. Mavi ışığın sirkadiyen ritmi bozması, beynin geceleri kendisini temizleme mekanizması olan glinfatik sistemin tam performansla çalışmasını engeller. Atık ürünlerin temizlenemediği bir beyin, ertesi gün odaklanma güçlüğü, kısa süreli bellek zayıflığı ve zihinsel bulanıklıkla reaksiyon verir.” şeklinde konuştu.

Erken yaşta yoğun erken ekran kullanımı, beyin gelişimini etkileyebilir!

Erken yaşta yoğun ekran kullanımının, gelişmekte olan beyin üzerinde nasıl etkiler bırakabileceğini açıklayan Alp, şunları söyledi:

“Erken çocukluk dönemi, beynin nöroplastisitesinin en yüksek olduğu evredir. Bu dönemde ekran üzerinden gelen yoğun mavi ışık ve hızlı dijital uyaranlar, beynin ödül sistemini erken yaşta manipüle eder. Literatür, aşırı maruziyetin beyaz madde bütünlüğü üzerinde (özellikle dil gelişimi ve sözel işlemleme süreçleriyle ilgili alanlarda) farklılıklara neden olabileceğini gösteriyor. Ancak ‘kalıcı’ terimi yerine, gelişimsel yörüngenin değişmesi riskinden bahsetmek bilimsel olarak daha doğrudur.”

Mavi ışık, DEHB’de hiperaktiviteyi artırabilir, OSB’de uykuya geçişi zorlaştırabilir! 

Otizm spektrum bozukluğu (OSB) veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların sinir sistemlerinin duyusal uyaranlara karşı çok daha hassas olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Mavi ışığın oluşturduğu ‘hiper-uyanıklık’ hali, DEHB’li çocuklarda dürtüselliği ve hiperaktiviteyi körükleyebilir. OSB’li çocuklarda ise uyku regülasyonu zaten zorken, mavi ışık kaynaklı melatonin baskılanması, uykuya geçiş süreçlerini bir kriz haline getirebilir ve ertesi günkü duyusal işleme süreçlerini olumsuz etkileyebilir.” dedi.

Asıl koruyucu olan, filtreden ziyade dijital hijyen! 

Mavi ışık filtreli gözlükler veya ekran filtrelerinin birer ‘sihirli değnek’ olmadığını vurgulayan Alp, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bunlar yalnızca destekleyici mekanizmalardır. Filtreler, retinaya ulaşan mavi ışık yoğunluğunu azaltarak dijital göz yorgunluğunu hafifletebilir ve melatoninin tamamen baskılanmasını bir nebze engelleyebilir. Ancak nörolojik sağlık için asıl koruyucu olan, filtreden ziyade dijital hijyendir. Yani uykudan en az 1-2 saat önce ekranla bağı kesmek, hiçbir filtrenin veremeyeceği nörolojik onarımı sağlar.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin